
Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından başlatılan “Kuantum Programı” ile Türkiye’nin bu alandaki stratejik vizyonu ve yol haritası resmen duyuruldu. SSB Başkanı Haluk Görgün’ün de vurguladığı üzere, kuantum teknolojileri artık sadece teorik bir bilim alanı olmaktan çıkıp, ülkelerin teknolojik egemenliklerini doğrudan belirleyen stratejik bir kabiliyet haline gelmiştir. Program kapsamında; Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile akademik iş birliği protokolleri imzalanırken, hesaplama, algılama ve haberleşme alanlarında Türkiye’yi dışa bağımlılıktan kurtaracak somut projelerin (Süper İletken Kuantum İşlemci ve KERTERİZ Projesi gibi) startı verildi.
Teknik Analizi:
Bu gelişme, Türkiye’nin savunma sanayisinde konvansiyonel sistemlerden “derin teknolojiye” (deep-tech) geçişinin en net göstergesidir. Arka plandaki teknik hedefleri ve projelerin önemini şu başlıklarla derinleştirebiliriz:
- Sinyal Bağımsız Navigasyon (KERTERİZ Projesi): Kuantum teknolojilerinin en kritik askeri yansımalarından biri olan “Kuantum Manyetometreler”, KERTERİZ projesi ile hayata geçiriliyor. Bu cihazlar dünyadaki manyetik alan değişimlerini kuantum hassasiyetinde ölçerek, GPS gibi dış kaynaklı uydu sinyallerine (ve karıştırıcı/jammer tehditlerine) ihtiyaç duymadan kusursuz navigasyon imkanı sunacak.
- Görünmez Tehditlerin Tespiti: Kuantum manyetometrelerin sunduğu ekstrem hassasiyet, sadece yön bulmada değil, aynı zamanda denizaltıların okyanus tabanında oluşturduğu en ufak manyetik izlerin tespit edilmesinde de kullanılacak. Bu durum, denizaltı savunma harbinde (ASW) kuralları baştan yazacak bir kabiliyettir.
- Süper İletken Kuantum İşlemci: Program kapsamında başlatılan donanım projelerinden biri de yerli kuantum işlemci geliştirmektir. Bu durum, kriptolojiden (şifreleme ve şifre kırma) veri analizine, savunma sanayisindeki karmaşık optimizasyon problemlerinden gelişmiş aerodinamik simülasyonlara kadar tüm hesaplama altyapısını millileştirmeyi hedeflemektedir.
- Ekosistem ve İnsan Kaynağı (YÖK İş Birliği): Kuantum teknolojilerindeki en büyük darboğaz kalifiye mühendis eksikliğidir. YÖK ile imzalanan protokol; ön lisanstan doktora seviyesine kadar özel eğitim programlarının açılmasını ve laboratuvar altyapılarının kurulmasını öngörerek bu teknolojinin akademik tabana yayılmasını garanti altına alıyor.




